De novo metastatic breast cancer (dnMBC) represents a biologically diverse malignancy, manifesting with variable clinical trajectories. While systemic therapy (ST) constitutes the primary modality in its treatment paradigm, the role of locoregional interventions such as surgery and radiotherapy is increasingly being explored, particularly in patients with oligometastatic breast cancer. This subset, defined by a limited number of metastatic sites, may follow a less aggressive course and thus become candidates for intensified multimodal therapeutic strategies. Although locoregional treatment (LRT) alone does not offer a curative outcome in the metastatic setting, it can provide meaningful benefits in terms of local disease control, palliation of symptoms, and overall improvement in quality of life. The survival benefit associated with surgical removal of the primary tumor in dnMBC remains a subject of ongoing investigation, with current evidence yielding inconclusive results regarding its effect on overall survival. Nevertheless, a range of individual parameters including the biological characteristics of the tumor, the extent of metastatic spread, response to ST, and the patient’s overall functional status play a decisive role in guiding therapeutic choices. Employing a multidisciplinary framework is crucial to appropriately select patients who are most likely to benefit from the addition of LRT as part of an integrated treatment approach. (NCI-2025-6-3)
Keywords: Locoregional therapy, oligometastasis, radiotherapy, surgery, systemic therapy, tumor burden.
De novo metastatik meme kanseri (dnMMK), biyolojik olarak heterojen bir malignite olup farklı klinik seyirlerle kendini gösterebilir. Bu hastalıkta sistemik tedavi (ST), tedavi paradigmasının temelini oluşturmakla birlikte, cerrahi ve radyoterapi gibi lokorejyonel müdahalelerin rolü, özellikle oligometastatik meme kanseri hastalarında giderek daha fazla araştırılmaktadır. Sınırlı sayıda metastatik odakla tanımlanan bu alt grup, daha yavaş seyirli bir hastalık gösterebilir ve bu nedenle yoğunlaştırılmış multimodal tedavi stratejilerinin potansiyel adayları olabilir. Lokorejyonel tedavi (LRT), metastatik hastalıkta tek başına küratif bir sonuç sağlamasa da lokal hastalık kontrolü, semptomların palyasyonu ve yaşam kalitesinin genel olarak iyileştirilmesi açısından anlamlı faydalar sunabilir. Primer tümörün cerrahi olarak çıkarılmasının sağkalım üzerindeki etkisi hala araştırılmakta olup, mevcut kanıtlar bu yaklaşımın genel sağkalım üzerindeki etkisi konusunda net sonuçlar ortaya koymamaktadır. Bununla birlikte, tümörün biyolojik özellikleri, metastatik yayılımın kapsamı, sistemik tedaviye yanıt ve hastanın genel fonksiyonel durumu gibi bireysel parametreler, tedavi kararlarında belirleyici rol oynamaktadır. LRT’nin entegre bir tedavi yaklaşımının parçası olarak eklenmesinden en fazla fayda görecek hastaların doğru şekilde belirlenmesi için multidisipliner bir değerlendirme süreci büyük önem taşımaktadır.
Anahtar Kelimeler: Cerrahi, lokorejyonel tedavi, oligometastaz, radyoterapi, sistemik tedavi, tümör yükü.